Adet (Regl) Gecikmesi ve Adet (Regl) Düzensizliği Sebepleri Nelerdir? Adet (Regl) Düzenli ve Zamanında Olması İçin Neler Yapılmalıdır?

Bir çok bayanın başının belası durumunda olan âdet gününün zamanında gerçekleşmemesi, âdet gecikmesi, âdet düzensizliği, âdet günüm gecikti, regl olamıyorum, zamanında regl olabilmek için neler yapılmalı, âdet gecikmesine neden olan hastalıklar nelerdir, âdet gecikmesi nasıl tedavi edilir,  âdet (regl) dönemin de neler yapılmalı ve neler yapılmamalı gibi birçok sorunun cevabına konu içerisinde ulaşabileceksiniz.

A. Adet Gecikmesi Tanımı: Adet gecikmesi, normal adet düzeninin bozulması ve adetlerin daha seyrek olarak görülmesidir. Kadınlar için oldukça endişe verici bir durumdur. Adet gecikmesinin nedeni mutlaka bulunmalıdır.

Normal düzenli bir adet (mensrüasyon) olması için, sağlam fonksiyonel bir hipotalamo-hipofizer-ovaryan aks, fonksiyonel bir rahim iç zarı (endometrium), normal bir vagina yapısı olması gerekir.

Bu sistemin herhangi bir aşamasında tespit edilen anormallik adet düzensizliği ile sonuçlanabilir.

B. Adet düzensizliğinin değerlendirilmesi: Adet düzensizliğini değerlendirebilmek için çok iyi bir öykü alınmalıdır. Gebelik olasılığı, adet düzensizliği ya da süt salgılanmasına neden olan ilaç kullanma öyküsü, her ay tekrarlayan karın ağrısı, görme bozukluğu, baş ağrıları, ateş basması, vajinal kuruluk, erkek tipi kıllanma, memelerden süt gelmesi, kafa travması, pelvik travma veya operasyon durumu, aşırı kilo kaybına neden olan diyet yapma ya da aşırı sportif aktivitelerde bulunma, ailede erken menopoz durumu gibi adet düzenine etki eden faktörler yönünden sorgulanmalıdır.

C. Fizik muayene: Adet gecikmesi durumunda çok dikkatli bir jinekolojik muayene yapılarak iç ve dış genital organlar muayene edilmelidir. Adet gecikmesi halinde genç kadınlarda herşeyden önce gebelik olasılığını ekarte etmek zorunludur. Gebelik durumu olup olmadığı muayene ile tespit edilebileceği gibi şüpheli durumlarda kanda Beta HCG araştırması yapılmalıdır.

D. Adet gecikmesine neden olan hastalıklar:

a. Polikistik over sendromu: Adet gecikmelerinin yaklaşık %25-30′unun nedeni polikistik over sendromu (PCOS)’dur. PCOS, yumurtalama bozukluğu, kıllanma ile seyreder. Kıllanma aşırı olduğunda bu sendromu böbrek üstü bezi ve diğer androjen üreten tümörlerden ayırt etmek gerekir. PCOS’ da adetler çok gecikirse ileri yaşlarda rahim iç duvar kanserine engel olmak için üç ayda bir ilaçlarla hastanın adet olması sağlanmalıdır.

b. Hormonal bozukluklar: Hormonal nedenlere bağlı adet gecikmelerini anlayabilmek için serolojik ölçümler yapılmalıdır. İlk planda genç kadınlarda gebelik olasılığını ekarte etmek için kanda beta HCG testi yapılmalıdır. Yumurtalıkları uyaran hormon (FSH) , süt salgılatan hormon (prolaktin), böbrek üstü bezi ile ilgili hormonlar (testesteron, DHEAS04) ölçülerek adet gecikmesine neden olan değişimler saptanmalıdır. Özellikle troid hormonunun az çalışması (hipotroidizm) ya da çok çalışması (hipertroidizm)adet düzenini oldukça etkiler, bazen ara kanamalara da neden olabilir.

Önceden adet olduğu halde daha sonra adet gecikmesinin bir sebebi de Asherman sendromu adı verilen rahim iç duvarının yapışıklığıdır. Bu duruma özellikle doğumdan sonra (postpartum) kürtaj olan kişilerde sık rastlanır. Ayrıca myom operasyonu, rahim içinden septum rezeksiyonu, sezaryen gibi uterin kaviteyi etkileyen operasyonlardan sonra da bu durum ortaya çıkabilir. Bunlardan başka rahim içi araç, tüberküloz gibi bir takım enfeksiyonlar, rahim içinde adezyona; bunun sonucunda adet miktarının azalması ve tamamen kesilmesine neden olabilir. Endometrial kavitede yapışıklık (adezyon) durumu histeroskopi ya da ilaçlı rahim filmi (histerosalpingografi) ile doğrulanmalıdır.

c. Hipotalamik amenore: Hipotalamusta herhangi bir patoloji olmaksızın, aşırı egzersiz, aşırı kilo kaybı, fiziksel ve psikolojik stress, aneroksiya nervoza gibi durumlarda hipotalamustan salgılanan GnRH sekresyonu bozulur, bu hormonun bozulması ise hipofiz bezi ve yumurtalıkları etkileyerek adet gecikmesine neden olur. Hhipotalamik tümörler gibi patolojik lezyonlar, kafa travması, kranial radyasyon, adet gecikmesine neden olabilir.

d. Hipofiz hastalıkları: :Hipofizde bulunan lezyonlar,özellikle prolaktinoma, hipofiz adenomları, hipofiz nekrozu gibi çeşitli hastalıklar adet gecikmesine neden olabilir.

Hiperprolaktinemi: Hipofiz bezinde prolaktin adı verilen süt salgılatan hormonun artması sonucu adet gecikmesi olabilir. Prolaktin hormonunun normalden daha fazla salgılanmasına hiperprolaktinemi adı verilir. Hiperprolaktinemi durumunda memelerden süt salgısıyla (galaktore) birlikte adet gecikmesi (amenore) görülebilir. Hiperprolaktinemi kullanılan psikiyatrik ilaçlara bağlı ya da patolojik nedenlerle ortaya çıkabilir. Yaygın kullanılan antidepresan ilaçlar, antipsikotik ilaçlar, mide ilaçları, metildopa gibi ilaçlar prolaktin seviyesini artırır. Hipofizde patolojik bir olaydan ileri gelen prolaktin yükselmelerini araştırmak için MRI ile hipofiz görüntülenmelidir. Kadınların %40′ında hipofizde adenom nedeniyle prolaktin yüksekliği tespit edilir.

Sheean sendromu: Sheean sendromu adı verilen hastalık, doğum sonunda aşırı kanama ve takip eden tansiyon düşüklüğü sonucunda hipofiz bezinin nekroz olması durumudur. Bu durumda hastalar adet göremez, memelerden süt gelmez.

e. Primer ovarian yetmezlik (POY): POY, 40 yaşından önce yumurtalıkta oositlerin tükenmesi sonucu adet olamama durumudur. ”Erken menopoz” olarak değerlendirmekle birlikte bazı durumlarda aradan aylar geçtikten sonra tekrar bir süre adetler devam edebilir, hatta bu sırada gebelik tespit edilen vakalar da mevcuttur. POY %90 nedeni bilinmemekte, %6’sında gen bozukluğu mevcuttur. Bu hastaların %20’sinde otoimmun hipotroidizm gelişmektedir.

f. İlaçlar ve radyasyon:: Endometriozis gibi çeşitli hastalıkların tedavisinde kullanılan GnRH analogları gibi ilaçlar hipofiz bezini baskılayarak yumurtalıkların çalışmasına engel olur ve geçici menopoz belirtileri ortaya çıkarak adet gecikmesine neden olur. Radyasyon ve özellikle alkilleyici ajanlar gibi kemoterapatik ilaçlar yumurtalıklarda follikül azalmasına sebep olarak adet gecikmesine ya da tamamen kesilmesine yol açabilir.

Adet Düzensizliği Nasıl Tedavi Edilir?

Adet düzensizliği ( disfonksiyonel kanama) tedavisinde hormonal ve hormon içermeyen tıbbi ilaçlar yada cerrahi yaklaşımlar kullanılmaktadırlar. Bazı hastalar için tek bir tedavi planı uygun iken diğer bazılarında birden fazla alternatif tedavi seçeneği mevcuttur. Bu tedavilerin hiçbiri hasta tarafından kendiliğinden uygulanmamalı ve mutlaka bir jinekoloji uzmanının gözetiminde planlanmalıdır. Kanamanın şiddetli olduğu durumlarda probe küretaj yapılır.Kürtaj materyalinin patolojik incelemesi hem tanı konulmasını sağlar hem de kanamanın durmasıyla tedavi olanağı da yaratır.Rahim içi tabakasının patolojik inceleme sonucuna göre hastanın yaşı ve çocuk beklentisi dikkate alınarak tedavi düzenlenir. Sık kullanılan tedavi protokolleri aşağıda kısaca anlatılmaktadır.

Östrojen tedavisi :
Ani , fazla miktarda ve kontrol edilemeyen kanama durumlarında hastane ortamında verilecek intravenöz 25 mg östrojen 4 saatte bir kanama durana kadar veya en fazla 12 saat süreyle uygulandığında kanamayı hızlı şekilde durdurur. Östrojenin etki mekanizmasının ince damarlarda kapiller seviyede pıhtılaşmayı uyarması olduğu düşünülmektedir. (Türkiye’ de intravenöz estrojen preparatı mevcut değildir) Ağızdan verilen konjuge estrojenler (örn. premarin) bölünmüş dozlarda günde 10 mg’ a kadar verilebilirse de hastaların çoğunda bu kadar yüksek doz yan etki yaratmaktadır ,bu nedenle kullanımı sınırlıdır. Kanama aşırı değil ise daha düşük dozda konjuge östrojen kullanıldığında kanamayı 24-48 saat içinde durdurur. Hayatı tehdid eden durumlar dışında hormonal tedavi başlamadan önce mutlaka endometrial biyopsi yani kürtaj yapılmalıdır. Hafif-orta derecede vajinal kanamalarda daha düşük dozlarda konjuge estrojen verilebilir. Adet ortası lekelenme tarzı olan ara kanamalarda da lekelenmeler bu şekilde durdurulabilir. Uzun süreli düşük doz doğum kontrol hapı kullanılırken birden adet arası az miktarda kanamadan yakınan kadınlarda adet ortası dönemde sadece kanama süresince 5-10 gün ve 1-3 adet dönemi boyunca östrojen kullanılabilir. Bu tedavi süresince doğum kontrol hapına kesmeden devam edilir. Uzun etkili progesteron tedavilerinde de östrojen verilmesi endometriumun yenilenmesine yardımcı olur. Daha ağır kanamalarda, aynı doz östrojen 4 saatte bir tekrarlanıp ilk 24 saatten sonra günde tek doz halinde 7-10 gün
sürdürülür.

Progesteron Tedavisi :
Ani kanamayı durdurmak için tek başına bir progestereon içeren ilaç (progestan, duphaston, orgametril, primolut-N,farlutal gibi) da kullanılabilmektedir. Rahim içi dokunun kalın olduğu tahmin edilen veya gösterilmiş olan kadınlarda günde 10 mg medroksiprogesteron asetat’ ın 10 günlük ağızdan tedavisi kanamayı keser. Progesteron içeren kas içi uygulanan iğneler de alternatif olarak uygulanabilmektedir. Az miktarda adet görme (Oligomenore ) tedavisinde, her ay 10 gün süreyle günde 10 mg medrksiprogeteron asetat gibi bir progesteron verilmesi düzenli çekilme kanamaları sağlar.
Menometroraji (düzensiz ve fazla miktarda adet ) veya polimenore (sık ara ile adet) tedavisinde de 10-15 gün progesteron verilmesi veya sonra çekilme kanamasının başlatılması “medikal küretaj” görevi yapıp endometirumun sağlıklı şekilde dökülmesine ve yenileşmesine yardımcı olur. Her ayın ilk 10 günü progesteronun düzenli olarak verilmeye devam edilmesi düzelmenin daha etkin olmasını sağlar. Çekilme kanamasının olmaması veya düzensiz kanamaların durmaması, disfonksiyonel anormal uterin kanama tanısının doğruluğundan şüphe ettirmelidir. Perimenopozal yani menopoz öncesi kadınlarda, çekilme kanaması olmayana yani östrojenik aktivite kaybolana kadar düzenli progesteron ile edilmelidir. Ancak östrojen azaldıkça, endometriumun progesterona cevap verebilecek hale gelebilmesi için tedavi sikluslarını gerektiği kadar seyreltmek uygun olacaktır. Yumurtlamanın olduğu anormal adet kanamalı kadınlarda, gebelikten korunma da arzu ediliyorsa, bir diğer alternatif her 3 ayda bir Depo-provera gibi bir progesteron içeren bir ilaç ile adet döngüsünün tamamen kesilmesidir. Progesteron salgılayan rahim içi araçlar (spiral- Mirena) da 12 ayda adet kanamasını %96’ ya varan oranlarda azaltabilir.

Doğum Kontrol hapları, Oral Kontraseptif Tedavisi :
Anormal adet kanamalarında en popüler ve sık kullanılan tedavi şekli doğum kontrol hapı verilmesidir. En büyük avantajı adetle kaybedilen kan miktarının en az %60’ a kadar azaltılmasıdır. Tedavi en az 3 ay süreyle, gebelikten korunma arzulanıyorsa, istenilen süreyle devam ettirilebilir. Oral kontraseptifler, adet düzensizliği tedavisinde hem östrojen hem de progesteron kombine şekilde içerdikleri, dolayısıyla pratik oldukları için tercih edilmektedirler. Yoksa ayrı ayrı östrojen ve progesteronların kullanılmalarına bir üstünlükleri yoktur. Bekar bir genç kız toplumsal
nedenlerle oral kontraseptif taşımak istemiyor veya ailesi doğum kontrol hapı olduğu için tedaviyi benimseyemiyorsa ayrı ayrı östrojen ve progesteron ilaçları da verilebilinir. Hormon tedavisi başladığı anda endometriumun hangi evrede ve ne kalınlıkta olduğu bilinmiyorsa, östrojen ve progesteronun birlikte kullanılması, kanamanın durmasını garantiye alır ve çok etkindir. Her hangi bir düşük dozlu monofazik hap tedavi amacıyla kullanılabilir. Kanamayı durdurmak için 5-7 gün süreyle günde 2 hap, kanamayı ilk 12-24 saatte kesecek veya çok azaltacaktır. İlk 24 saatte gerekirse günlük doz aralıklı 4 hapa kadar çıkabilir. Eğer 24 saatte kanama durmuyorsa, tanının doğruluğu tekrar gözden geçirilmeli ve tekrar organik patoloji aranmalıdır. Bir haftalık tedavi süresince endometrium, hap kesilince olacak çekilme kanamasına hazırlanır. Aşırı ve ani kanama tedavisi tamamlanıp hap kesildikten birkaç gün içinde, normalin üzerinde kalınlaşma ihtimali olan endometrium ağrılı ve fazla miktarda kanama ile dökülecektir. Hastanın bu konuda uyarılması önemlidir. Aksi takdirde hastalığın nüksettiği düşünülüp paniğe kapılabilir. Son haptan 7 gün sonra ve çekilme kanamasının 5’ inci gününde yeni bir kutu hapa, günde bir tabletten tekrar başlanır ve 7 gün hapsız dönemlerle 21’ er tabletlik preparatlar en az 3 adet siklusu devam edilmelidir. Bundan sonra tek başına progesteron ile 10 günlük dönemler halinde disfonksiyonel anormal uterus kanamaları kontrol altında tutulur. Ovülasyon kendiliğinden başlayana veya çocuk arzu edilmesi halinde ovülasyon indüksiyonuna kadar, siklik progestin tedavisi endometriumun aşırı kalınlaşmasına fırsat vermez. Artan endometrial kanser ve belki de meme kanseri riski böylece azaltılmış olur. Ovulatuar kanamalarda da eğer kontrasepsiyon arzu ediliyorsa oral kontraseptif hap kullanımı seçilebilir. Bir tip hap ile anormal kanama oluyorsa, özellikle düşük dozlu haplarda ilk 1-2 siklus sabredildikten sonra bir başka hapa geçilebilir.

Diğer Medikal Tedaviler :
Prostaglandin E2 ve F-2 alfa adet siklusu boyunca tedrici olarak artar, prostaglandin inhibitörleri ise trombosit kümelenmesini artıran damar daraltıcı tromboksan A2’ yi, kümelenmeyi engelleyen prostakislin aleyhine artırır. Böylece rahimin kanama hacmi azalır. Tedaviye kanamanın başlamasından itibaren 3-4 gün devam edilir. Bu grup ilaçlar ağrı kesiciler olarak bilinir. Kısa süreli olmak kaydıyla ve östrojen-progesteron kullanılamıyorsa GnRH analogları bazı özel durumlarda kullanılabilir. Keza Danazol aynı endikasyonlarla sınırlı şekilde uygulanabilir. Koagulasyon sorunu olanlarda bir sentetik arjinin vazopresin analogu olan desmopressin burun içi veya damar yoluyla faktör 8’ i artırıp ortalama 6 saat süreyle kanamayı durdurabilir.

Cerrahi Tedavi :
Tüm tıbbi tedavilere cevap vermeyen olgularda histerektomi (rahim alınması ameliyatı) tercihi sunulur.Histerektomi 40 yaş altındaki genç hastalarda tercih edilmemektedir. Alternatif yaklaşım kürtaj sonucu rahim içi dokusunda kanser öncüsü lezyon ve rahim kanseri olmadığının tespit edilmesi şartıyla endometrial ablasyondur. 4-6 haftalık bir tıbbi tedavi ile rahim içi dokusu baskılandıktan sonra histereskopik yöntemle veya termal uygulama ile ablasyon gerçekleştirilip rahim içi dokusu tahrip edilir ve böylece adet görmeme hali oluşturulabilir. Cerrahi, son ve tercih edilmeyen yaklaşımdır. Hormon-endometrium etkileşim fizyolojisini bilen bir hekim, nadir olgular dışında tıbbi tedavi ile her türlü disfonksiyonel kanama sorununu başarı ile tedavi edilebilir.

  • 114821.jpg